27.04.2017, Perşembe Bir sayfa geri gitAnasayfaya gitBir sayfa ileri gitFavorilere ekleBu sayfayı yazdır    
 
Branşlar :
  • İnfeksiyon Hastalıkları
  • Kadın Hastalıkları ve Doğum
  • Kardiyoloji
  • Psikiyatri
  • Genel Cerrahi
  • Estetik ve Plastik Cerrahi
  • Ortodonti
  • Diş Sağlığı
  • Akupunktur




  •  
    AIDS

  • HIV adlı virüs tarafından meydana getirilen ve bağışıklık sistemini baskılayan bir hastalıktır.
  • HIV (insan bağışıklık yetmezlik virüsü) dış ortama oldukça dayanıksız bir virüstür.
  • Hasta bakımının yapıldığı materyaline bulaşması halinde 1/10 çamaşır suyu ile öldürülebilir.
  • Elbise, çarşaf gibi eşyaları 70 0C’nin üzerinde, 25 dakika su ve deterjanla yıkamakla virüs ölür.

  • İlk AIDS vakası 1981'de ABD’de Los Angeles, San Francisco ve New York'ta tanımlanmıştır.
  • 1968’de St. Louis’li seksüel olarak aktif bir gencin saklanmış serumunda tespit edilmiştir.
  • 1990’dan beri AIDS 25-44 yaşları arası genç erkeklerin ölüm nedenleri arasında 2. sıradadır.
  • Bugün 21.8 milyondan fazla insan HIV ile bulaşmış durumdadır.
  • Bunların % 94'ü gelişmekte olan ülkelerde bulunmaktadır.
    (% 63’ü Sahra Altı Afrika, % 23’ü Güney ve Güneydoğu Asya ve % 6’sı Latin Amerika’dadır).
  • Türkiye’de ilk AIDS vakası 1985 yılında bildirilmiştir.
      
  • Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’deki AIDS vakası 300, taşıyıcı ise 700'ün üstündedir.
  • Erkek vaka sayısı % 74.7 iken, kadın vakalarının sayısı % 25.3'dür.
  • Dünyadaki gibi ülkemizde de 25-34 yaş grubunda HIV infeksiyonu daha fazla görülmektedir.
  • Türkiye’de risk gruplarına göre AIDS vakası ve taşıyıcılarının dağılımında;
    % 46.4 heteroseksüeller,
    % 27.7 nedeni bilinmeyen vakalar,
    % 10.1 damar içi madde bağımlıları,
    % 9.1 homoseksüel ve biseksüeller,
    % 4.3 transfüzyon alanlar,
    % 1.6 hemofili hastaları,
    % 0.8 anneden bebeğe geçiş şeklinde sıralanmaktadır.

    HIV infeksiyonunun bulaşma yolları;

    Cinsel yolla bulaşma:
  • HIV’ın en önemli bulaşma yoludur.
  • Her türlü cinsel temasla (homoseksüel, heteroseksüel, anal, oral, vajinal) bulaşmaktadır.
  • Tek bir cinsel temas bulaş için yeterlidir.
  • İnfekte kişiyle cinsel temas sayısı arttıkça risk de artmaktadır.
    İnfekte kan, kan ürünleri ile bulaş:
      
  • Kan ve kan ürünlerinin hastaya verilmeden önce test edilmesi yasal zorunluluktur.
  • Kan transfüzyonu ile HIV infeksiyonu kadınlarda daha sıktır.
  • Kan yoluyla bulaşmada sağlık personeli risk altındaki gruptur.
  • HIV’ın iğne batması ile bulaşma riski % 0.3’tür.
    Enjektör yoluyla bulaşma:
  • Damar içi madde bağımlıları ortak enjektör kullanımı nedeniyle risk altındadırlar.

    İnfekte anneden bebeğe bulaşma:
  • HIV pozitif anneden bebeğe geçiş gebelik boyunca olabilmektedir.
  • Bu bulaşma doğum sırasında veya emzirme sırasında olabilir.
  • Risk % 30 civarındadır.
  • Annedeki virüs miktarı da geçişi belirlemede önemlidir.
  • Sezaryenle doğumun bulaşmayı azalttığı gösterilmiştir.

    Bulaşmadığı durumlar:
  • Salya, göz yaşıyla;
  • El sıkışmak, sosyal öpüşme gibi günlük olaylarla;
  • Klozet, fincan, çatal bıçak, tabak, havlu gibi maddelerin ortak kullanımıyla;
  • Öksürük, yüzme havuzu, böcek (sinek ve sivrisinek) sokması ile bulaşmaz.

    TANI VE TAKİP

  • Tanı virüsün varlığı veya virüse karşı bağışıklık (serolojik cevap) oluşması ile konulur.
  • Antikorları genellikle infeksiyondan 4-8 hafta sonra kanda tespit edilmeye başlanır.
  • Ancak bazen bu süre 6 aya kadar uzayabilir.
  • Anti HIV antikorlarının tespiti için genellikle kullanılan test ELISA (Eliza)’dır.
  • ELISA ile pozitif veya belirsiz olarak saptanan sonuçlar doğrulama testlerine tabi tutulmalıdır.
  • En sık kullanılan doğrulama testi Western blot tekniğidir.
  • Laboratuarda; Kan tablosundaki değişimler, kansızlık, sedimentasyon artışı araştırılır.

    HIV infeksiyonun diğer tespit yöntemleri;
  • virüsün üretilmesi,
  • PCR (kanda virüs miktarının belirlenmesi)*
  • p24 antijeninin tespitidir*.
    (* Antikorların henüz pozitifleşmediği dönemde tanı amacıyla kullanılırlar.)

    KLİNİK SEYİR ve BELİRTİLER

  • HIV infeksiyonu bağışıklık sisteminin ağır baskılanmasıyla seyreden bir sendromdur.
  • Bazılarında bağışıklığın baskılanması kısa sürede ortaya çıkar (1-6 ay).
  • Bazılarında bu süre daha uzundur (10-15 yıl).
  • Bu farklılığın sebebi hem kişiye hem de virüse bağlı olabilmektedir.

    HIV’in bulaşması:
  • Hastalığın bulaş şekli, infeksiyonun ortaya çıkış süresini etkileyen faktörlerden biridir.
  • İnfeksiyonu kan yoluyla alanlarda virüs miktarı daha fazla, kuluçka süresi daha kısadır (6-7 yıl).
  • Bu süre cinsel temas yoluyla alanlarda 1-12 yıldır.

    Primer infeksiyon:
  • Hastaların % 50-70’inde bulaşmadan 3-6 hafta sonra akut başlayan grip benzeri bir tablo oluşur.
  • Bu dönemde kanda yüksek miktarda virüs bulunur
  • Bu durum 1 hafta ile 3 ay arasında sürer ve sonunda bağışıklık cevabı oluşur.
  • HIV antikoru vakaların % 95‘den fazlasında 4-8 hafta sonra pozitifleşir.
  • Virüs, vücudu enfeksiyonlara karşı koruyan akyuvarlar denilen hücrelere (CD4+ hücre) bulaşır.
  • Bunların sayısını giderek azaltır.
  • İki dört hafta içinde bu virüse karşı gelen (onları öldürücü) CD8 T hücreleri artar.
  • Akut fazdan sonra kanda tespit edilen HIV miktarında önemli bir düşüş olur.
  • Ancak oluşan bağışıklık virüsün çoğalmasını tam olarak baskılayamamaktadır.


    Primer HIV İnfeksiyonunda Klinik Bulgular
    AteşMenenjit Beyin iltihabı (ensefalit)
    Faranjit Lenfadenopati Uç sinir hastalığı
    Baş ağrısı / gözardı ağrı Eklem / kas ağrısı Cilt döküntüleri
    Halsizlik İştahsızlık Kilo kaybı
    Ağız içi yaralar Bulantı / kusma İshal


    Şikayetsiz (Asemptomatik) Dönem:
  • Primer infeksiyondan sonra, bağışıklık gelişir ve kandaki virüs miktarı baskılanır.
  • Böylece birçok hasta şikayetsiz bir döneme girer ve bu yıllarca sürebilir.
  • Şikayet olmamasına rağmen, virüs daima çoğalma, vücut ise daima onu öldürmekle meşgul olur.
  • Bu dönem boyunca CD4+ T hücre kaybı zaman içinde devam eder.
  • Bu dönemin sonunda, bağışıklık sistemi HIV virüsü ile baş edemez.
  • Sonuçta CD4+ hücre sayısı azalırken kandaki virüs sayısı tekrar artar.
  • Bundan sonra AIDS hastalığı dönemine girilir.

    Erken şikayet (semptomatik) dönemi:
    Bu dönemde;
    ateş, nedeni tespit edilemeyen kilo kaybı,
    tekrarlayan ishal atakları, baş ağrısı şikayetler görülür.

    Erken şikayet dönemde;
    seboreik dermatit, tekrarlayan genital mantar,
    ağız içinde mantar, herpes zoster,
    ağızda plaklar, herpes simplex (uçuk),
    sinüzit, bronşit, zatürre ve diğer fırsatçı infeksiyonlar görülür.
    Bu dönemde CD4 sayısı 200-500/mm3’tür.

    Geç şikayet dönem,:
  •   Hastanın yapısal şikayetleri bu dönemde de devam eder.
  •   CD4+ hücre sayısı bu dönemde 200/mm3’nin altına düşer.
  •   Fırsatçı infeksiyonlar ve kanserlerin görülme riski artmıştır.
  •   AIDS ile ilişkili erime sendromu, bunama (demans) ve sinir bozuklukları görülür.

    İleri devre:
  •   AIDS olarak da bilinen bu dönemde CD4+ hücre sayısı 50/mm3 altındadır.

    Bu dönemde
  •   Akciğer hastalıkları (zatürre, Kaposi sarkomu, tüberküloz, mantar infeksiyonları),
  •   Barsak hastalıkları (kanserler, yemek borusu ve diğer organlarla ilgili hastalıklar)
  •   İnce ve kalın barsak infeksiyonları, karın ağrısı, kilo kaybı, 1 aydan uzun kronik ishal, vs,
  •   Kansızlık, lenf bezelerinin büyümesi,
  • Böbrek hastalıkları,
  •   Cilt lezyonlararı, allerjik reaksiyonlar,
  •   Kalp hastalıkları,
  •   İmmünolojik ve romatizmal hastalıklar, eklem ağrıları,
  •   Göz hastalıkları, metabolik hastalıklar görülebilir.

    AIDS’e Bağlı Erime Sendromu:
    HIV infeksiyonunda;
  • % 10 kilo kaybı ile birlikte
  • aralıklı veya sürekli ateş ve
  • kronik ishali olan hastalardır. Adalelerde erime görülür.

    TEDAVİ

  •   HIV infeksiyonunun kesin tedavisi yoktur.
  •   Ancak tedavinin amacı; yaşam süresini ve kalitesini artırmaktır.
  •   Tedavi ile kanda virüs miktarı en az seviyede tutulur ve hasar vermesi önlenir.
  •   Tedaviye, bağışıklık sisteminde ‘geri dönüşü olmayan’ hasar olmadan başlanmalıdır.
  •   Tedaviye kombine (3 veya 4 ilaçla) olarak başlanmalıdır.
  •   Tüm dünyada aşı çalışmaları devam etmektedir.
  •   Fırsatçı enfeksiyonların veya tümörlerin tedavisi de yapılmalıdır.
  •   Ara verilmemeli ve iyi takip edilmelidir.

    KORUNMA

  •   AIDS’ ten korunma bulaş yollarına göre incelenebilir.
  •   1985 yılından beri ülkemizde kan ve kan ürünleri HIV açısından incelenmektedir.
  •   Test edilmemiş kan ve kan ürünleri kesin kullanılmamalıdır.
  •   Tek kullanımlık enjektörler kullanılmalı, paylaşılmamalıdır.
  •   Tek eşlilik, homoseksüel ilişkiden kaçınmak gibi önlemler önerilir.
  •   HIV pozitif kadınların hamile kalmamalı, böyle anneler bebeklerini emzirmemelidir.
  •   Yüksek riskli temaslarda koruyucu ilaç önerilir.
  •   Partnerin HIV durumu bilinmiyorsa test yapılarak tedavi başlanır.
  •   Test negatif gelirse tedavi kesilir.
  •   Temastan sonra 72 saat içinde başlanması tavsiye edilir.
  •   HIV ile infekte olan tedavisiz annelerden doğan bebeklere bulaşma ihtimali % 15- 35’tir.
  •   Tedavi ile anneden bebeğe HIV geçişi önlenebilmektedir.


    İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı
    Y. Doç. Dr. Sedat KAYGUSUZ

  • . ..Anket.. .
    Her branş için soru-cevap bölümü bulunmaktadır. Soru-Cevap bölümünü takip ediyor musunuz?
    Her gün
    Her hafta
    Arasıra
    Hayır



     
     
    ©2001 GülNet İnternet Hizmetleri - info@gul.net.tr